Kitap ve Çocuk

Annelik, çok önemli bir makamdır. Gücünü inançlarımızdan alan bu büyük makamın gereği sadece, çocuğu dünyaya getirmekle yerine getirilemez. Bir annenin en önemli görevi, topluma sağ duyulu insanlar kazandırmaktır. Bir annenin bilgisizliği asla kabul edilemez bir olgudur; her şeyden evvel bir insan yetiştirmenin ağırlığını omuzlarında hissetmelidir.

Bir maydanozu, bir domatesi dahi yetiştirirken bilgiye ihtiyaç varken, dünyanın en karmaşık yapısına sahip varlığı olan insanı cehaletle yetiştirilmesi de kabul edilemez.

Özellikle günümüzün yaşam koşulları dikkate alındığında, annelerin yükünün bu anlamda çok daha arttığı da bir geçektir. Daha yoğun çalışmak zorunda olan babaların açığını da anneler kapatacaktır. Çalışan annelerin de, çocuk eğitimi konusunda doğru yardımlar alması ve irdeleyici olması kaçınılmazdır. Çocuklarını emanet ettikleri kimselerin kendi geleceklerini yetiştirdiği gerçeği hiçbir zaman göz ardı edilemez. Gelişmiş ülkelerde ya da okumayı başarmış toplumlarda da “okuma” alışkanlığının verilememesi, hayretle karşılanmaktadır. Nasıl mı? İşte bunu başaramamışların, kendilerini yeniden sorgulamasına yardımcı olacak bir yaklaşım ortaya koyan bir pedagogun düşüncelerini sizinle paylaşmak isterim.

Alman Petra Ottmann, “Çocukların küçük yaşta kitap okuma alışkanlığı kazanmasında en güzel rol model, annelerdir.” diyor. Çocuğun ilk öğretmeninin anne olduğunu ifade eden Petra Ottmann, kitap okuma alışkanlığı kazanmada okul öncesi eğitimin çok önemli olduğunu söylüyor. Çocukların 3–6 yaş arasında taklitçi yeteneklerinin üst seviyede olduğunu, anne ve babanın çocuğun yanında birlikte kitap okumasının pozitif etki yapacağını da vurguluyor.

Okuma alışkanlığının kazandırılması için aslında atılması gereken adımların çok da başarılamaz olmadığını bize ifade ediyor. İşte bazı uygulamalar. “Avrupa ülkelerinde, çocuk oyuncağı satan dükkânlarda, çocuk kitapları da satılıyor. Çocuklar kitap okumayı “rol modelle” öğreniyor. Ottmann, “Başta Almanya olmak üzere hiç bir Avrupa Ülkesinde anne ve baba çocuğa ‘Kitap oku yavrum’ demez.” diyor. “Anne ve baba evde sürekli kitap okuduğu için çocuğa örnek teşkil etmiş olur.” diyor.

Ben, kitap okunan bir evde büyüdüm; çocuğum da aynı. Çocuğum kitap okumuyor diyen anneleri görünce şaşırıyorum. Vaktinin büyük bir bölümünü televizyon ekranı başında geçiren bir annenin çocuğu nasıl kitap okusun. Alman pedagog, “Çocuk kitap okumuyor” diyen anne ve babanın ilk önce kendisinin kitap okuması gerekir.” İşte görüldüğü üzere aklın yolu birdir.

Daha güvenli bir gelecek, kesinlikle kültürlü ve daha çok okuyan bir nesille gelecek. Bu nesilleri de yine, kesinlikle cahil anneler yetiştirmeyecek. Haydi, anneler, elleri öpülesi, övülmüş kişiler, yüksek makamınızı okuyarak yüceltin. Anneler, bizlere ve ülkemize gurur duyulacak evlatlar yetiştirin. Bunu geçmişte başardınız. Bundan sonra neden olmasın.

Son kısma babaları da katarak öneriler yapmak daha doğru olacaktır.

Dünya Çocuk Edebiyatı ve Okuma Araştırması Enstitüsü Müdürü Richard Bamberger’in Anne Babalara Önerileri:

-Anne-Babalar çocuklarına yüksek sesle ve sıkça hikâyeler okuyabilir ve anlatabilirler.

-Çocukların gereksinimlerine ve yaşına göre evlerinde kitaplık oluşturabilirler.

- Ailece belli zamanlarda, belli bir sürenin okumaya ayrılmasını sağlayabilirler

- Çocuklarına okuduklarının önemini anlatabilirler

-Çocuklarını, verdikleri harçlıkların bir kısmını kitap almak için harcaması konusunda eğitebilirler.

Her anne çocuğunun mükemmel olmasını ister, başarılı olmasını, özgüveni ve sosyal yönünün gelişmiş olmasını ister. O zaman biz anne babalar daha dikkatli olmalıyız.

 




Yukarı Çık ↑